Menu

Doug Roland ile Oscar Ödülleri’nde Kısaltılmış Aday Listesine Giren Kısa Filmi Feeling Through Üzerine


Haftanın Kısa Filmi köşemizde ev sahipliği yaptığımız Feeling Through filminin yönetmeni Doug Roland ile bir araya gelerek film ve yapım süreci ile ilgili merak edilenleri konuştuk. Artie adlı görme ve işitme engelli bireyin, Tereek adlı genç bir adamla yollarının kesiştiği bir gecede geçen kısa film, geçtiğimiz günlerde açıklanan Akademi Ödülleri'nde kısa listeye alındı. En İyi Kısa Film kategorisinde son 10 finalist arasında yer alan Feeling Through, Oscar yarışında final aşamasına geldi.

Zeynep Pınar Uçar: Röportaja kısa filmin hikayesinden bahsederek başlamak istiyorum. Kısa film, çok kısa sürede çok şey anlatmayı hedefliyor. Feeling Through'un hikayesinden biraz bahseder misiniz?

Doug Roland: Elbette. Feeling Through'nun hikayesi bir gecede geçer. Kısa film, geceyi geçirecek yeri olmadığı için zor durumdayken tanıştığımız Tereek adında genç bir adamı konu alıyor. Tereek, o geceyi nerede geçireceğini bilmediği ve görme ve işitme engelli biriyle tanıştığı için gecenin geç saatlerinde hala sokaktadır. Görme ve işitme engelli bir birey olan Artie, evine ulaşmak için otobüs durağında kendisine yardım edecek birini arıyor ve bu iki karakter geceyi birlikte geçiriyor. Tereek, gecenin o saatinde birine yardım etmek zorunda olduğu için önce mutsuz olur, ancak daha sonra bu iki karakter arasında güçlü bir dostluk gelişir. Kısa film aynı zamanda gerçek işitme ve görme engelli bir oyuncunun yer aldığı ilk yapımdır ve bu süreçte bir rehabilitasyon kuruluşu ile çalıştık. Aynı zamanda bu organizasyon sayesinde görme ve işitme engelli kişilerin rahatlıkla kısa filmi izleyebileceği bir gösterim yaptık.

Zeynep Pınar Uçar: Sizi böyle bir hikaye anlatmaya iten nedir?

Doug Roland: Bu hikaye aslında yaşadığım çok benzer bir olaydan ilham alıyor. Günün sonunda kısa filmin hikayesi tabii ki yaşadıklarımla tam olarak aynı değil ama iki karakterin birbiriyle tanışma şekli gibi bazı noktalar New York'ta yaşadıklarımla paralel 10 Yıllar önce. Bir gece geç saatlerde, Tereek'in yaptığı gibi, sokağın köşesinde bir tabela tutarken, Tereek'in yaptığı gibi, "Körüm ve işitme engelliyim, yolu geçmek için yardımına ihtiyacım var" dediğini gördüm. Tıpkı kısa filmde olduğu gibi yanına gittim ve onunla nasıl iletişim kuracağımı bilmediğim için, onunla olduğumu hissetmesi için avucuna parmağımla mektuplar çizmeye başladım ve başladık. bu şekilde iletişim kurun. Bu benim için çok önemli bir deneyimdi ve bu hikayeyi bir şekilde insanlarla paylaşmak istedim. İçinden Hissetmek, bu hikayeyi paylaşma arzumu yerine getirdiği ve görsel ve işitsel engelli insanlar için bir platform açtığı için benim için çok değerli. Kısa filmin iki karakter arasındaki dostluğu anlatırken farkındalık yaratması da çok önemliydi.

Zeynep Pınar Uçar: Bir yapımda rol alacak ilk görme ve işitme engelli kişi olan Robert ile çalışmak nasıldı?

Doug Roland: Robert'la çalışmak harikaydı. Çalışkan ve işini çok ciddiye alıyor. Çalıştığımız rehabilitasyon merkezi de bu konuda çok yardımcı oldu. Bu süreçte öğrendiklerim bana, özellikle Hollywood'da engellilerin yeterince temsil edilmediğini gösterdi. Hala gidecek uzun bir yol var ama rüzgar bu konuda yavaşça tersine dönüyor. Robert'ın bu projedeki varlığı hikayeme çok şey kattı ve kesinlikle kısa filmi başka bir boyuta taşıdı. Aynı zamanda hikayeye uygun özgün karakterlerin seçilmesinin önemi bir kez daha vurgulanmaktadır diye düşünüyorum. Çünkü Robert gibi çok yetenekli insanlar var ama bu insanlar yaşadıkları engele karşı sığ tavırları nedeniyle hak ettikleri yere varamıyorlar. Özgün seslerin hikayelerimize neler katabileceğini özlüyoruz çünkü artık bu insanların kendilerini temsil etmelerine izin veremeyiz.

Zeynep Pınar Uçar: Engelliler toplumdaki diğer insanlar tarafından görmezden geliniyor, hatta şehirler bile bu insanları görmezden gelmek için kurulmuş görünüyor. Kısa film, bu durumu ve yetersizliklerini açıkça ortaya koymaktadır. Kısa filmin başından beri böyle bir kaygısı var mıydı yoksa hikayeye gerçekten engelli bir kişi dahil edildiğinde bu yetersizlikler size daha mı açık hale geldi?

Doug Roland: Kısa filmi çekerken ulaştığım kişilerin bunu görmesi benim için çok önemliydi. Ayrıca onlara anlatırken kaçırdığım şeyleri Feeling Through'u izleyen engelli insanlardan geri bildirim aldım ve onlar da bir sonraki filmimde. Anlatma fırsatım olmasını umuyorum. Bu konuyu her yönüyle ele almak için bu tür hikayelerin daha fazla anlatılması gerekir.

Zeynep Pınar Uçar: Hissetmek aynı zamanda insanların birbirine göz kulak olması gerektiğini ve samimiyetin önemini vurgulayan bir kısa film. Böyle bir hikaye anlatmak için New York gibi kalabalık bir şehri seçmenizin bir nedeni var mı?

Doug Roland: Başıma gelen olay New York'ta gerçekleştiğinden ve ben New York'tan geldiğim için hayata bakışımı ve kişiliğimi çok etkileyen bir şehir. Bu yüzden kısa film için New York'ta anlatılmak benim için çok önemliydi. Aynı zamanda hikayenin ruhu da New York'a çok yakışıyor. New York, gündelik hayatta yüzeysel ilişkilerin yaygın olduğu bir şehir. Örneğin, bir toplu taşıma aracında biriyle tanıştıktan ve durağımda indikten sonra, o kişiyle birçok kez bir daha karşılaşmadım. Şehirde bu yüzeysellikten beslenen bir samimiyet var, bu yüzden bu hikaye de oldukça New York hikayesi. İnsanlar arasındaki bağ da kısa filmin öyküsündeki önemli noktalardan biridir. Bunu 10 yıl önceki tecrübemde fark ettim ama günlük hayatta fark etmesek de, diğer insanlara karşı nazik olmak ve onları anlamaya çalışmak hayattaki en önemli şey. Herkesin bilmediğimiz bir mücadelesi vardır, herkesin görüşü önemlidir. Kısa filmin anlatmaya çalıştığı şeylerden biri de bu. Öte yandan yaşadığımız salgın döneminde dokunma ve fiziksel temasın bu kadar önemli olduğu bir hikaye anlatmak çok farklı bir duygu. Özellikle içinde bulunduğumuz zaman göz önüne alındığında kısa filmin insanlarla bağların ve ilişkilerin önemi.

Zeynep Pınar Uçar: Bir yönetmen olarak kısa filmin izleyicisini nasıl etkilemesini istersiniz?

Doug Roland: Benim için en önemli şey, bu kısa filmi izleyenlerin farkındalığını artırmak ve onları engelli insanlarla hiçbir zaman ilişkisi olmayan engelli insanları anlamaya teşvik etmekti. Aynı zamanda içinde bulunduğumuz zor zamanlarda birbirimizi destekleyerek zorlukların üstesinden gelebileceğimizi hatırlatmak da bu kısa filmle yapmak istediğim bir şeydi.

Zeynep Pınar Uçar: Hissetmek, geçtiğimiz günlerde Oscar Ödülleri için açıklanan kısaltılmış aday listesine Pedro Almodóvar gibi yönetmenlerin de dahil olduğu filmlere dahil oldu. Bu konu hakkında ne düşünüyorsun?

Doug Roland: Pedro Almodóvar gibi bir yönetmenle listeye dahil olmak kesinlikle bir onurdur. Kendisinin ve diğer seçilmiş kısa filmlerin listesine dahil olmak kesinlikle bir onurdur.

Zeynep Pınar Uçar: Şu anda üzerinde çalıştığınız başka bir proje var mı?

Doug Roland: Feeling Through'un hikayesini uzun metrajlı bir filmde anlatmanın tohumlarını atıyoruz. Beni ilgilendiren başka fikirler de var.

Zeynep Pınar Uçar: Bu keyifli sohbet için çok teşekkür ederim, çok memnunum.

0 0 votes
Article Rating

Categories:   Film

Subscribe
Bildir
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments